|
<---Sizi en güzel şiirlerle buluşturuyoruz!--->
Yapayalnız bir sahil yolunda ben
Çaresizliğime yanmaz oldu, ay ve yıldızlar
Kapkaranlığa gömülmüşüm sanki,
Ne senin sitemin, nede sahile vurup kırılan o dalgalar
Nede sevenlerin sevdası kaldı, yalnızlığımı bozan
Anlatamıyorum sitemimi kimseye
Yalnızım yine, yapa yalnız bir sahil yolunda
Her sıradan, sıra dışı akıyor bak hayat
Sensizliğine bir sır olmuş, bir karalık geçe
Ve sensizliğin ruhuma verdiği, işkence
Tek kalan yanı başımda, boş bir şarap şişesi
Oda mahzun ve mutsuz, yalnız bakıyor bana
Ve sensizliğin hahrını yudumluyorum bir bir
Çaresizliğime kahrediyorum, bazen de küfür
Ve bu arada yavaş yavaş sarhoş oluyorum galiba
Bir mahkeme kurdum o an içimde
Hakim oldum, mahkum ettim hayatı
Savcı oldum amma, savunamadım kendimi
Ve bir daha sensizliğin sesizliğine itmiş oldum kendimi
Tam bu arada, sanki bir kıvılcım çakılmıştı,
Sahil lambalarının yandığını fark ettim
Bununla birlikte ruhumun ta derinliklerinden
Bir şeylerin kıpırdadığını his ettim
Sanki Sensizliğin sesizliğine uzanmış bir tal
Ve Umutsuzluğumu kırıyorum bir bir
Tekrar sevmeye, hayata bağlanmaya karar veriyorum
Her şeye rağmen
Yaşamanın güzel olduğuna, karar veriyorum tek celsede
İdama mahkü ediyorum ümittsizliklerimi
Yelken açıyorum tekrar yaşamaya ve hayata
Ve karar verdim O gece sahil yolunda
Her şeyden azar azar, ders çıkartım geçen yaşamdan
Şimdi oturmuş, umutsuzlara ışık, bir mum yakıyorum
Nasihat la, karınca kararınca
ANLAYABİLİRMİSİN SEN..
uzun soğuk kış gecelerinde..
kendisinden başka dinleyeni olmayıpta
duvarlarla konuşanın halini..
ANLAYABİLİRMİSİN SEN
kırık dökük tencerede,kuru ekmekten başka
yiyeceği olmayan ,
etrafına toplanıpta paylaşamayan
o çocukların halini
ANLAYABİLİRMİSİN SEN
el bebek gül bebek bayramlarında
şen şakrak oynayan çocukların yanında
bir köşede boynunu bükmüş gözü yaşlı
o masumun halini..
ANLAYABİLİRMİSİN SEN
yazın plajlarda,kışın barlarda
elinde içki kadehi
eşitlik lakırdısı yapanların yanısıra
kucağında bebesiyle, soğuktan hıçkıran
o çaresiz ananın halini
ANLAYABİLİRMİSİN SEN
cebinde beş kuruş parası olmayan
evinde açlıktan çocukları ağlayan
yeni başlayan bir günü ölümden sayan
o yoksul babanın halini..
ANLAYABİLİRMİSİN SEN
1463 kez okundu
Gerçek Aşk
Gerçek aşkı hiç tanımadım,
Diyor; Aimee Cabot kitabında,
Sanki gerçek aşkı,
Kendisinden başka herkes,
Tanıyormuş gibi.
Gerçek aşkı tanımak için,
Kendini tanımalı önce insan:
Sevgiyi bilmeli ve sevgi üretmeli,
Çiçek sepetine sevgisini doldurup,
Gelen geçen herkese dağıta bilmeli?
Karşılık beklemeden hem de,
Ancak böyle insan; olabilirse insan,
aşk ile bağlana bilir diğer yarısına,
Onun aşkını beklemeden ve de.
Aşk'da,sevgi gibi tek yanlıdır,
Yalnızca seversin ve verirsin;
Aşık olur yanarsın benim gibi,
Anlaşılmayı beklersin ama olmaz,
Olabilemez,kimse anlamak istemez seni,
Yapa yalnız ortalıkta bırakırlar seni,.
Sevgi üretmeyi bilmeyenler,
Sevgisini karşılıksız veremiyenler,
aşık olmayı da asla beceremezler,
Ve gerçek aşkı tanımayı,
Hiç bir zaman öğrenemezler........
Yapayalnız bir sahil yolunda ben
Çaresizliğime yanmaz oldu, ay ve yıldızlar
Kapkaranlığa gömülmüşüm sanki,
Ne senin sitemin, nede sahile vurup kırılan o dalgalar
Nede sevenlerin sevdası kaldı, yalnızlığımı bozan
Anlatamıyorum sitemimi kimseye
Yalnızım yine, yapa yalnız bir sahil yolunda
Çöllerdeyim yanıyorum
Kutuptayım üşüyorum
Ceza muhabbet kuşu ne olur dön
Uzanıyorum tutamıyorum
Özlüyorum bülbül yumurtası
Yasak mısın anlamıyorum
Ne olur dön
Sevmesende batan güneş
Özledim sesini
Git desemde yine gitmesen
Yıllardır bülbül yumurtası mi çilemi
Haram mısın bana bir hayat aşkı
|
|
|
|
|
|
|
Ölüm her ne kadar yakınsa,
Kıymetini iyi bilirsin hayatın.
Sevgin kadar büyüksün çünkü,
Kahrını çekmezsin artık dünyanın.
Seni sen yapar doğanın gizemi,
Yıldızları saymaya kalkarsın!
Sonra güneşin büyüklüğünü düşünür,
Yaşamın ne büyük bir şans olduğunu anlarsın.
İçindeki çocuk kadar meraklanır,
Sarhoşlar kadar boş yaşarsın.
Elindeki fırsatlar kadar büyür,
Yaptığın hatalar kadar yaşlanır,
Tüh demeden geçmişi hiçbir zaman anlayamazsın.
Yaşlandığında saymaya başlarsın,
Geri de kalan yılları,
Bilmezsin ancak daha kaç yıl yaşayacağını.
Birde bakarsın uykun kaçmış ayaktasın,
Etraf sessiz kimseler yok.
Bağırmaya başlarsın,
Sesini duyan olmaz!
Gözünün önünden bir sen geçer,
Anlamsız anlamsız bakarken
Aklına gelir ölüm
Meğer ona uykuda yakalanmışsın.
Ey bu vatan için can veren,
Şehit olup kan akıtan!
Vicdanın sızlamaz mı,
Bu hayinlere kılın kıpırdamaz mı!
Türkü Türk’e düşman eden,
Senin kanına,sahip çıkar mı!
Karına,kızına ve dostuna arka çıkar mı!
İn artık semadan,
Çık artık topraktan!
Koş artık Mehmetçik,
Nerdesin canını vermekten kaçmayan,
Ey şerefiyle yatan!
Nerdesin!
Bu şehirden bana acılar kaldı
Şarap sundum aya ben ayrılık tattım
Seyyah oldum şu alemde öyküler yazdım
Oturup anlattım kendi halimce
Seyyah oldum şu alemde türküler yaktım
Oturup söyledim kendi halimce
Gözlerinden mektup ellerinden su
Bekledim durdum ben ne zor yolmuş bu
Seyyah oldum sözüm bildim gizlendim içime
Çığlık oldu gözlerim kendimi vurdum
Seyyah oldum şu alemde niceler gördüm
Anladım ki insan kalbine yolcu
Bana aşk lazım
Aşkta ateş ararım
Kapanmış kapılardan geçtim
Yanmayan bedenlerden güzelim ben yolumu sildim
Dünyanın hali bu
Çeker giderim
Yalnızlık yolcusu gönlüm
Bir garip seyyahım ama kendime göçerim
Nerden aklıma esti kimbilir
Gezdim dün gece şehri şöyle bir
Herkes evinde kendi halinde
Heryerde huzur her yerde neşe
Bir ben uykusuz bir ben huzursuz
Bir ben çaresiz bir ben sensiz
Gel sen ne çektiğimi bir de bana sor
Nerde nasıl yaşarım bir de bana sor
Evlerin ışıkları bir bir yanarken
Bende ki karanlığı gel de bana sor
Nerden aklıma esti kimbilir
Gezdim dün gece şehri şöyle bir
Eski sokaklar yerli yerinde
Dostlar oturmuş kır kahvesinde
Bir ben uykusuz bir ben huzursuz
Bir ben çaresiz bir ben sensiz
Gel sen ne çektiğimi bir de bana sor
Sensiz yaşamak neymiş bir de bana sor
Ak düşen saçlarımı tel tel sayarken
Bunca yıl nasıl geçti gel de bana sor
Bir köşesi gül gülistan
Doyum olmaz havasına
Bir köşesi darmaduman
Kalp dayanmaz yarasına
Bir yanda bir eski yalı
Tarih sinmiş her taşına
Öte yanda bir dev yapı
Uymuş çağın akışına
Sefasıyla, cefasıyla, işvesiyle, edasıyla
Bin şehre bedeldir İstanbul şehri
Öyle bir şehir ki anlayamazsın
Güzelliğini anlatamazsın
Bir seher vakti kalkıp da eğer
Yola çıkmazsan
Tanıyamazsın tanıyamazsın
Bir kıyısı uygarlığa
Işık tutmuş çağlar boyu
Bir kıyısı boydan boya
Cennet gibi Anadolu
Bir bakarsın bir yamaçta
Selvi boylu mezarlıklar
Bir bakarsın öte yanda
Yepyeni bir hayat başlar
Sefasıyla, cefasıyla, işvesiyle, edasıyla
Bin şehre bedeldir İstanbul şehri
Öyle bir şehir ki anlayamazsın
Güzelliğini anlatamazsın
Bir balıkçı kahvesine eğer
Yolun düşmezse
Tanıyamazsın tanıyamazsın
Ceza mı bu çektiğim çile mi
Yıllardır anlamadım ben bitmeyecek mi
Bir küçük kar tanesi kara melek
Avucunda eriyen dön bebeğim
Gözyaşlarını siyah telefon kanatlarım
Uçamam rüyalarında yanına
Sonsuzluk yılan yollar o küçük dünyamda
Unutma gittiğinde kağlumbağa gibi
|
|